9 Nisan 2012 Pazartesi

Saygı


Çağrı Develioğlu 'ndan  güzel bir yazı ;

Muslera, Yiğit ve 'Saygı'
Saygı… Kelime olarak kullanmaya bayıldığımız ancak uygulamaya gelince imtina ettiğimiz değerlerden belki de en önemlisi. Öyle ya e-postalarımızın sonunda bol bol saçtığımız, hayatımızın hemen hemen her noktasında günde en az bir kez yakındığımız, sararmış yapraklarda bolca aradığımız şey. 

Fernando Muslera’nın Manisaspor karşısında kullandığı penaltı atışı sonrası herkesin dilinde yine o beş harf vardı: “Saygı.” 

Normal sezonu lider kapatmış ve hâliyle keyfi yerinde olan Galatasaraylı oyuncuların, bu sezon koruduğu kalede devleşen Muslera’ya belki de saygısını sunduğu o an sonrası adeta kıyamet koptu. Küme düşmüş olan Manisaspor’a bir kaleci nasıl penaltı atardı. Bu ne cüret! 

Uruguaylı file bekçisi büyük yanlış yapmıştı Manisaspor’a, çok büyük hakaret etmişti. Zaten moral olarak çökmüş, seyircisine veda eden bir takıma bu nasıl yapılırdı? 

Ancak öyle değil sayın seyirciler… Sadece eleştiri yapmak için bu kadar zalim olmayalım. 

Manisaspor’un kümede kalma ihtimali bu maça bağlı olsaydı o zaman farklı argümanlarım olurdu elbette. 

Ege temsilcisi bu maça kadar şansını sürdürse ve büyük bir umutla Galatasaray maçına çıkan takım iki golden sonra tarumar olsa bu tepkiyi gösterenlere ben de katılırdım. Sarı-kırmızılıların bu şartlarda penaltıyı kalecisine kullandırması tabiri caizse ‘yaraya tuz basmak’ olurdu. 

Ancak biz sahadaki asıl saygısızlık olayına gelelim. Yiğit İncedemir’e… 

Yiğit’in takımı küme düşmüş. Camia üzgün. Teknik direktör bu futbolcuya bir görev vermiş ve hâliyle oyuncusundan öyle ya da böyle yararlanmak istiyor. Ancak mücadelenin ilk dakikasından itibaren Yiğit’in derdi topla oynamak değil faul yapmak. İstatistikler de bunu gösteriyor zaten… 

25 ve 39. dakikalarda gördüğü kartlar sonrası Yiğit kırmızıyı görüyor. Sert bir faulle düşürdüğü ve akabinde yerde kıvrandırdığı rakibinin yanına gidip ‘Ben sana ne yaptım’ dercesine dürtüyor. Bağırıyor, çağırıyor, son derece öfkeli… Kelimenin tam anlamıyla ‘saygı’sızlığın sınırlarında dolanıyor. 

Yiğit sadece yerde yatan Semih’e saygısızlık yapmıyor. Onunla birlikte aynı formayı giyen takım arkadaşlarına, sahadaki meslektaşlarına, ekmek yediği kulübüne, kendisinden bir şeyler bekleyen taraftarına, futbola, spora saygısızlık yapıyor. 

Ancak bizler liderliğin keyfini yaşamak isteyen ve rakibine saygısızlıktan ziyade zaferini kutlayan bir takımın kalecisini eleştiriyoruz. Kullanmayı pek bir sevdiğimiz o kelime bu diyarlardan gideli çok olmuş sadece bunu bilmiyoruz… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder